Sensiz Gecen İlk Gece ve Yağmur Var Şimdi

Sensiz Gecen İlk Gece ve Yağmur Var Şimdi

Sevgili Bene, bu sensiz geçen ilk gecemiz, sen hemen, o kış bahçesinin karşısında, çardağın yanında yatarken, aklıma-gözlerimin önüne topraga koyduğumuz son halin geliyor. Sanki uyumak için yattığın halin ve tatlı bir gülümseme var. Hep olan yüzünü ve burnunu çamurdan arındırma çabası yerine, bu defa yüzünü açık kahverengi toprakla örtmek için bir çabamız var Eda ile. Arkadan İlhami agabey sesleniyor, “tamam Alper bey, gerisini ben hallederim diyor” ama belli belirsiz, bunu halletmem gerek diyorum sanırım. Ara boşluklara dolduruyorum toprağı ki, bir an evvel tekrar yeni yaşamına kavuşacağı o büyük döngüye dahil olsun. Aklımdan gecen, ama sonra Eda’nin dile getirdiği sebepte oydu. Çok kere yapmak durumunda kaldım, ilkinde sanıyorum Hüseyinin köpeği She-Ra’yı topraga verdiğimizde veteriner demişti, delikler acın bezin üzerinde diye. Sonradan Tilki de hiç bez yoktu, öğrenmiştim ama o defa da toprağımız yoktu, kazma yoktu, kürek yoktu. Öğrendim ve hayatımda bunun etkisi de var değişiklik yaptım. Şimdi toprak ve kazacak var ama üzüntü de öyle. Bunları yaşamak, yürek darlanması da öylesine tecrübe.

Dün Eda Şileye dönmek durumunda, beni de yalnız kalmayayım diye İdil’i almaya zorladı. İyi de yaptı, İdil i aldım yolda konuştuk. One anlattım, annesi de anlatmış. Bana, moralim bozuldu diyerek başladı, arada neden tedavi edemedik dedi ve keşke bir zaman makinası olsaydı, Beneye dönerdik diye ekledi. Basit üç ifade, zamanla gelişecek. Bu sabahta geldi yanıma, İstanbul da fırtına alarmı var, yağmur gece başlamıştı, bana ne yaptığımı sordu? Ben de ona yazı yazdığımı söyledım ve bir iki satır okudum, o da Leke, Popkek, Ufaklık buradalar dedi.

Tekrar Bene diye devam edeceğim. O zaman evliydim ve Elif Amerika’da annual etkinliğe gitmişti. Yazın başında gördüğüm bir siyah bir beyaz av köpeğinden tekini B kapıya gelirken ki gidiş geliş yolda gördüm, köpek almak zor sorumluluk ama durdum yolda aldım. Elif ne der diye düşünerekten. Sonra aldım ve arkadaki köpek kulübesine koydum, Leke de aytı tutmak için. Sonra kaldı ama nasıl kaldı. Bir defa başımıza dert açtı, Eda ben ve iş yerinden başka arkadaşların da olduğu bir yemekte (Bodrum) bir çocuğu ısırarak. Haklılığımız var ama sanırım tek ve son ciddi vakası oldu. Bize tecrübe ve kalbimize de bir korku ve soru işareti hep bir yara izi olarak kaldı.

Sonra bir çok yıl yaşadım Bene ile, arada kanepeye işediğinde çok kızdığımı biliyorum ama şu an çok derinden pişmanım. O anın ve hayatın getirdiği şeylerle bunalıp ta Bene’ye çıkışıyor muydum? Bu ise, bunun adı zulüm ve bize emanet edilmiş bu dilsiz dostları, zulmüme maruz bıraktım. Allah günahlarımı affetsin gerçekten. Ama hesabını veremem de bedelini öderim, neyse karşılığı öteki dünyada hiç sesimi çıkartmadan razıyım. Onun ötesinde, BüyükÇatı’da KüçükÇatıya yürüyüşlerimizde, sağa dalığ soldan çıkmaları, bitmez enerjisi şaşkınlık verirdi. EğriGöle gittiğimizde direk göle ve bataklığına girmesi, her köpekle uzlaşması ve çok rahatsız edildiğinde o uyumlu tutumundan direk had bildiren modele dönmesi, benim gölgem olması, koynuma çektiğimde koynumda yatması, koynuma çekmez isem ya temas sağlaması veya koynuma girmesi, nefesini uyurken duymam, Konya da kaldığımızda yatağımızda yatması. Benle ilgilenmeyip te civarda misafirler var ise, hepsinin şaşırıp kalması ve hepsini kendine özel hissedirecek kadar üçkağıtçı bir ilgiyi teker teker göstermesi, onun etrafında onu sevenler çemberi oluşturdu. Bugün de, ölümünü anons ettiğimde her biri ile özel bir ilişki kurduğunu düşünenler teker teker mesaj atmaya başladılar. Her biri aralarında kurulan o dostluğun tadını, hiç tatmadıkları o 1-2 dakika veya 1-2 saatlik zaman dilimini hayatlarının bir özel rafına koymuşlar ki, hatırlıyor ve hoşnutluklarının sonucu son bir kez dokunmak istiyorlar. Tıpkı Hayraamcam gibi. Şimdi aklıma geldi, acaba Bene, Hayramcamın hayata dönüşü müydü? Hayramcam gibi, içten, dost canlısı, eğlenen, kaygıyı az tutan, sevgi veren ve sevgiyi çoğaltan, sevenin çok olduğu, herkesi özel hissettiren biri ile benim canım köpeğim Bene. Yoksa Benek mi? Bu da ikinci sırrım olsun. Bene ismi aslında Benek ile italyanca Bene arasında doğdu. Geç geldi, bir eziyet gördü mü? evvelinde bilmiyorum, ama burada bana evinde olmadığını hiç hissettirmedi. Hep evimizdeydi. Bazen yoruldum, evi, tüyleri, temizliği ve temizlikçisi…ama sanıyorum bu yarışı sonunda tamamladım. Tamamlaya tamamlaya ilerlemek insandan da parçalar götürüyor, nafile.

Şimdi, ıslak mi? değil mi? diye burnunu kontrol edeceğim kronik hastalanmaya ve dert açmaya meyilli Bene yok. Şimdi Leke kızım kaldı. Dünden beridir, sokuluyor ve sessiz ve sanırım biraz da şaşkın. Yada biz öyle yorumluyoruz. Ama, öyle sokulgan daha doğrusu sokulduğunda kalan bir kişiliği yok. O sebeple, haklılık payımız var Eda ile.

Şimdi, canım sıkılıp ta evde yalnızlığımı yaşadığımda sokulacak bşr Bene yok, yada oturduğum yerden veya gideceğim yataktan evvel kapının önüne biten ve bizi aşağıdaki roundabout’a götür diye baskılayacak, sadece Leke var. Bunu yazmadan gecemem. Böyle bir rutin mi? olur. Kapının önünde bekleyip, insan baskılanır mı? Kapıya doğru bir adım atsam hemen oraya gelinip, “ee iyi bari, hadi çıkalım dışarı” denir mi? Veya bahçenin kayan kapısının önünde, her ikisinin de heyecanla bir sağa bir sola sallanan popolari ve Bene’nin garip garip inleme ve heyacan ve mutluluk karışık sesleri ile baskıyı azaltması, ve kayan kapının o metalik gürültüsü ile salıverilen kalabalık bir barajın kapaklarını açması gibi dolan su savakları :)…Yüzlerce kez yaşadım bu anı ve ne eksik ne fazla…hiç rutini bozmadan…. pıtır pıtır aşağı inişler ( ki burada bir Leke!! diye bağırılırsa şiddetli bu akış interrupt’a uğrar, oda yanlışlıkla devreye alındı ise bu rutin program, yoksa devam)hemen Ender’in köşeyi koklama ve Lekenin yol boyunda Ömerlerin tarafı koklayarak seri olarak yürümesi, Bene’nin ise beni bekler şekilde otopark çıkışında bir daire çizmesi ve gelip gelmediğimden emin olduktan sonra Leke’ye yetişmeye çalışması ile devam ediyor rutin. Hemen duyulan, Özgür’lerin War-man ve avanesinin havlamaları, ama ne Leke ne de Bene bakıp ta cevap veriyorlar. Sonra benim, “ahh!! köpekler kaçtı” yakınmasına hazırlıklı elimde yalandan bir leash alıp aşağıya doğru, sanki kaçan köpekleri yakalamaya gidişi sembolize eden bir seğirtme. Yelken sokak köşesinde koklama ve ilk işeme sonra roundabout a doğru koşmalar. Genellikle ikisi de aynı anda orda olurlar ama biri sağa diğeri sola yayılır. Kokla kokla, işe işe…Bene’nin en karakteristik bir durumu da burada, koca poposunu yere doğru yayıp, geniş arka patilerini sağlı sollu açıp, hem işeyerek hem de yürüyerek 1 litreye yakın işemesi. Geçtiği yerde nokta nokta çiş değil ama koca bir göl bırakırdı benim kızım. Bir diğeri de keyifli koşturmalarda, arkadan baktığımızda sağlı sollu yaya baklarını ve kıçını koşardı kızım. Çap çap çap çap….arka bacaklar gozdeden geniş ve sağ ileriye ve sol ileriye basardı. Hatırlıyor ve gözümün önüne geliyorda tarif etmesi zormuş. Neyse roundabouttan tatmin olma, sanki saatlerce ormanda yürümüş ve özgürce koşturmuşuz gibi, bir köpeğin tatmin olup rahatlaması ( bu arada gercekten hem Bene hem de Leke’nin ev ve bahçesi sürekli açık olmasına rağmen, depresyon yaptıkları ve mutsuz oldukları görürdüm ve kapıya yanaşıp, rutini execute etmeye başlayınca, ruh hallerine reset atılırdı. Yani çare, mekan değişikliği. Roundabout sürecinde Bene, çağrılara uyar (kısmen ve daha kolay) hemen yanımda biterdi veya kendiliğinden de gelirdi, ama Leke için mutlaka üç beş çağırmak ve hatta yanına gidip, elimi ev yönüne savurup “Eve, hadi!” demem gerekirdi ama bir defa yöne sokarsam, artık ötesi benim eve koşarak mı yoksa yürüyerek mi? gitmeme bakardı. Pıtır pıtır veya pata pata koşarak çıkardık hafif yokuşu, ki, genelde onlar benden evvel merdivenin başına varmış olurlardı ve eğer ben vardı isem, otopark girişinde “doğru eve!” derdim. Ben merdivene geldiğimde onlar kapıya çıkmış ve içeri girmek için itişmelere başlamış olurlardı. Şayet vücut tasmaları varsa orda çıkartır ve içeri alırdım, sonra rüzgarlık sonrada ev ana kapısı….sonra duyduğum şey, “şapır şupur, şlop şlop şuroop şapır şupur”…Bene’nin hararetle, heryeri ıslatarak çamaşır makinasında çıkma cam kapaktan su kabına dönmüş (hikayesi bende saklı olsun) suyu içmesi olurdu…devamında da suyun tazelenmesi gerekir ki, Leke’nin zıpsızslıpzıpsıpslıp gibi kibar ve temkinli dil vuruşları ile su içmesi gelirdi….

Şimdi Leke oraları kokluyor, bakıyor. 7 yıldır koşturduğunuz çimenlerde tekrar tek kaldık kızım. Sana da huzur ve ışıklar içinde uyumanı diliyorum Hayramcacığım, tekrar bakalım kim ile ve üzerinden dokunacaksın hangimize.

25 Temmuz 2026 – Tuzla

Alper-İdil-Leke-Ufaklık-Topkek

Seni hatırlayan son kişi de öldüğünde, hiç varolmamış olacaksın.

Seni hatırlayan son kişi de öldüğünde, hiç varolmamış olacaksın.

Şöyle başlayayım, sevgili arkadaşım Sonja ile:

https://www.thankbox.com/app/thankbox/UnUIzsc5

Today my calendar reminded me of you again.

Ten months have passed, and life has continued with all its challenges, changes, and endless distractions. Yet I still remember you.

I’ve always believed that as long as someone is remembered, a part of them continues to exist. That’s why I never want to stop remembering you, Sonja.

When I think of you, I remember your calmness, your gentleness, and the quiet peace you carried with you. You had a way of making those around you feel at ease, simply by being yourself. Your presence never demanded attention, yet it left a lasting impression. There was a quiet strength and kindness in you that I will always admire.

You brought so much value into my life. Your friendship was precious, and I miss you more than words can express. Even with everything happening in my own life and in the world, you still cross my mind, and I’m grateful for that.

Wherever you are, I hope you are surrounded by light and peace. If there is a place from where you can look upon those whose lives you touched, I hope you can see how warmly you are remembered and how deeply you are missed.

I hope I’ll continue to remember you for many years to come. Keeping your memory alive is my way of honoring the beautiful person you were and the peace you brought into this world.

You are deeply missed, but never forgotten. Thank you for being part of my life.

Alper

Ara ara cenazelerde sadece düşünüyorum…büyümek demek sanırım, arada da sözler önüme düşüyor….baba çoçuğunu defalarca omuzunda taşır, çocuk ise bir defa…..bir tanesi de söyle bir bilgi veriyor ki çok etkileyici: doğunca kulağına ezanın okunur ve namazın kılınmaz….hayat kapısı açılmıştır ve ölünce ezanın okunmaz ama cenaze namazın. kılınır ve defterin kapanmıştır. Hayat dediğin ezan ila vakit namazı arası kadar kısadır, hazırlıklı ol ve farkında ol 🙂 Etkileyic,i bir açılış ve kapanış….

İlk kaybım Babanneminki idi, 1980li yıllarda olmuştu ve ben sadece okula gitmemek olmasına şaşırmıştım ve onunla çok çok vakit geçirmeme rağmen, etkisi olmamıştş, teorik olarak bugün İdil’in etkilenmesi kadar etkilenmiştim. Dolayısı ile 9 yaşında çocuk iç,in anormal olan birşey yok sanırım. Babam ise çok çok etkilenmişti.Kaç yaşındaydı? 1982 veya 84 – 1941. 41 yada 43 yaşında. Babasını daha erken kaybetmişti. Onun için erken olmuş hakkaten, çok üzücü. Ben 49-50 idim. Ama sanıyorum babam da yalnız kalmış hissetmiştir sanırım. Ben burada daha yalnız kalmış hissediyorum, hayatımız ve tercihlerimiz farklı, bedelleri ve yarattığımız ortamlarda öyle. Sonra zaman içinde kayıplarım oldu, Hayramcam, AtillaAgabeyim, Babam, Anam, Dayım, Anneannem, yakınlarımızdan Yıldız Ablamın eşi, Bora ve Yılmaz’In babalari Mehmet Agabeyim, tabi ki Yenyeyengemi Uçaklı Dede ve sonrası olanlar….

Bunlar insana normal gelebiliyor, çünkü yaşları itibari ile zaten hak edilmiş bir “senden” erken ölme sorumlulukları var gibi, ama meteror yanıbaşına düşünce, seni düşündürüyor….devir teslim sana mi geldi diye… Önceleri İzet’i kaybettiğimi duydum, ama dedim ki sıradışı bir vefat, sonra Ziyayı kaybettik, belki ziya önce öldü İzet’ten. Ama onda da hikayesi vardı, sığ su bayılması ile skindiving yapıp balık avlayacakken kaybedildi. Evleri Beşiktaş’ta Yıldız çıkışındaki ilk manevradan düz gidince idi. Yıllarca itişip kakıştığımız, zaman zaman ukalalıkları ile zaman zaman kaba gücü ile var olan bir adam, endutriyel dalgıç arkaşımızı poyrazkoy’un tam karşılarında Rumeli Fenerinde bir mezarlığa kuyulamıştık ki ne garip bende konuya bir sahiplik vardı. Ziyayı Eyüpten, Eyüp’ü de master hazırlıktan tanırım.

Arnavutköy maceralarımız. Sonra Turkcell de tanıştığım ama çok ta sohbetim olmayan bir arkadaşı kaybettik ama Guzelyalı veya Maltepe sırtlarında bir Alevi cem evinde namazı kılındı?…Geçenlerde babamin bana hediye ettiği, Hac’tan getirdiği Kuran’i Kerim in icinde yaka resmini buldum. İbrahim Partmaksız.

Aynı yerde Mehmet Ongun-dayımında ve Erol Agabey (Yurdanur Teyzemin kardeşi) resimleri var.

Sonra okuldan mezun, sınıf arkadaşım (İsmini hatırlayamayacağım) bir kız, Philips de ürün müdürü idi, lenf kanserine yenik düşmüş….Arada Tilki düştü balkondan kaybettim, çok konu değiştirdi hayatımda, sonra ufak kediyi kurtaramadım öldü ve Manolyanın altında, derken Şefo; sedir’in altında…..

Bülent’in arkadaşı Baybars, trafik kazası….Hayatı devam ederken birden sen yok oluyorsun ve bir sürü yerine yeniden oturtulması gerelen süreçte kesintiye uğramış akış kalıyor….öğrendim Nuh, aynı Sonja’nin akibeti….hatırlayan var mıdır? Koray Kulaçoğlu diye bir arkadaşım vardı, okulda bir sürü badireler atlatmıştı, kanser mücadelesi vsvs Adnan dan dolayı iyi tanışmıştım sonra bana Turkcell de çok desteği olmuştu ve hatta Özgür Savur ile tanışmama yardımı olmustu, kanadaya ailesini götürdü ama orda tekrar bu illetle mücadelete girdi ama bu defa kaybetti.

BU bu yazının sonu olmaz sanırım, çünkü ölünüyor ve yazı ya benim tarafımdan veya farkında olan biri tarafından yazılmasada hikayelendirilmeye devam ediyor…

Şu an içi, Tuzla, Erik ve Kiraz’ın altı, Teras…

Alper – 21 Temmuz 2026

Ne Yapmali Ne Etmeli Ne düşünmeli Ne Ummalı….Off çoook sıkıldım :)

Ne yazacağıma bugun bir karar veremedim…sadece serpme bir sürü konu var önümde….Şöyle gidip bir servis çalışsam diyorum…ote yandan bu evde hayat olmali diyorum ama kızım uzakta, burda ben kopek ve kedilerimle ve hayallerimle yalnizim….olana kanaat etmezsen, daha kötüsü ile sınanırsın…sanıyorum sınanıyorum…..Dur bakalım ne yazacağım…

Persembe bugun….Eda ile de konuşurken, onu sorgulatan sey ile benimkinin, Hasana Agabeyimnle konuştuğumda Hayriyi tetikleyen veya Yagmur u üzen seyin hep aynı oldugunu goruyorum.

Hepimiz mutlu oldugu, sorumluluklarla bogulmamis, çocukluğun hayalleri ve hayalgucu ile yasarken, degerinin farkında olmadıgı ama zaman icerisinde bizi bilincsizce yaptigimiz tercihlerle o günlerden uzaklaştıran ama zaten doga gereği uzaklaşmak zorundayız da (kendi yasamimizi kurmak zorunluluğumuzdan) sonra cok uzaklaşıp ta herseyi kurduk dediğimiz anda farkettiğimiz seyler….

Resmini cektim, bahcede, hafif hafif esen yaz esintisinde dalgalanıyor yapraklar ve Bene yanımda uyukluyor cunku nefesini duyuyorum, arada ucusuveren bir arinin viziltisi var, derinden kahve makinasının, ben kapatıyorum kendini diyen…Vııııt desi ve yandaki ipadden birinin WhatsApp mesaj uyarısı….Bugun beni kimse aramadı, birsek Odak Optikten Abdullah aradi o da ben dun aksam yazdim, gözlüğümü kırdıgımdan aynını bulabilir miyiz diye ….o aradi…Eda aradi….bir de Tertiplere sordum-daga geçtim bir iki konu…..Elif yarin benim gözlükçüden gozluk teslim alacakmış vsvs….dis dünyadan haberler bu kadar…..bahcivan geldi, EMir e istediğim bir iki sey vardi, onlar, istedim ama bir yandan da ben hic söylemeden kenar calilarini budadı 🙂

Kucuk mutluluklar…Nurten hanım Duzgun insandi, temizliğe geliyordu, o gelemeyeceğini soyledi, dolayisi ile sukrana kaldim. Bu arada burak in HR arkadası ile bir görüşmemiz olacak, Umit Cinali ile bir görüşmemiz olacak, Huawei dedi ki HR a veriyoruz detaylarinin, ama anlamakta güçlük çekiyorum ne demek istediklerini, yani bir rol var ve HR beni arayacak mi yoksa, ver HR a ismini, firsat olursa aralar mi…anlamadim valla bu cinlileri 🙂 öte yandan ilgimi çeken bir rol var, aslinda hem örtüşüyorum hem eksiklerim var, Logiteech in turkiye başı….Aslinda icin icin boyle birseyi istiyorum. Dur bakalim. Bir yandan da F5 in donup dolaşıp gelecegine dair bir his veya istek veya umut var bende 🙂 

Aslinda, aklımda netledigim sey, ne is olsa gireyimden cok, icime sinen ve yapmaktan keyif alacağım isi yapmak. Bu benim icin luks mu bilmiyorum ama sanki biraz sağduyulu olsam iyi olacak cunku gercekten, zorunda kaldigimdan ve olsun bitsin de bakarız veya kendime birsekilde izah edeyim de uy-tanmayayım dediğim koşullarda yapacağım isler icin icimde mücadele gücünü bulamıyorum veya sahiplenemiyorum….benim isi sahiplenmem, ait hissetmem ve eksik veya kendime yalanla kabul ettirdiğim birsey olmamalı….2007 ye donduğum de “What do you really meant to do” noktasında olmak daha saglıklı sanırım.

Yani gercekten icime sinecek bir rol kovalamak ve issiz kaldim sıkıntıya düştüm diye strese girmemek gerek, yapabilir miyim? Bilemiyorum…..ama yapılabilir….sayet bunu yaparsam, başarırım diye dusunuyorum…yoksa, bir an evvel ise gireyim de dersem, mutsuz, yapmak zorunda kaldığım icin yaptıgım, eve geldigimde elimi bile sürmek istemediğim ve başkaları (ogretmen gibi) benden bunu yapmamı istediği icin bir iki seyi yazıp çizemedim kalitesine ,inanmadigim veya arkasında by heart durmayacağım aksiyonları söyleyip sureci uzatırım ve sonra da aynı noktada end up ederim.

HPE den sonra soft geçiş iyi oldu, hikayeyi devam ettirdim, bazi konulari adresledim, yeni bir hikaye yarattım ama simdi, closing degil ama iyi bir stade e yükseltmek istiyorum kendimi. Buna hazırlanmalı.

Neyse biraz basa donuyorum, bahcede oturuyorum, tıpkı 43 yıl evvel, ben 10 yaşındayken ve 1 Haziranda okullar kapanıp ta Hayramcamin evinde bahcede, kirazların oldugu, herseyin çanlandigi bahcede oyun oynadigim zamanları hatirliyorum. Nerden geldigini hatirlamadigim bir mukavva uzerine baskı bir Yaris araması resmini kesip onu sanki bir oyuncak araba gibi oynadigim, garajlar yaptıgım veya yollar yaptıgım zaman gibi. Topragın veya otların uzerinde, yerde bir cm. Yüksekte duran kafamla hayallere daliyordum. Yada Kovanlarin önünden toplandigim olu arılardan erkek araçları (gözleri daha buyuk ve güzeldi, iğnelerinin olmadigini sonradan öğrendim) buyuk savasci, normal arıları da normal asker gibi betimleyip, ordular kurduğum, essek arılarına karsi savastirdigim oyunlarımı hatırlıyorum belli belirsiz. Garip di mi, olu arılardan 50-100 tanesini alıp kendi kolonimi kurardım. Yada aksam ustu bahceler sulanacağı icin, havuzdan su salindiginda, merislerden dolu dolu akan suların ilk ilkerlemesini, altta yumuşayan çamurun, metis uzerine koyduğum ve kuluk dallarla da desteklediğim bir koptu iskeletinin uzerine asfalt gibi konması ile olusan köprülerim vardi. Hasan agabeyim bir defa boğaz köprüsüne yapacagiz Demis ve betondan yapmaya kalkmisti. Ama o kadar cok kopru yapardım ki.  Bir de amcamin izbesine girip, bir garip malzeme veya alet edevat bulma konusu, aynısını çatıdaki kucuk gozde de yapardım. Hidayet abilerin bir kedisi vardi, bagirdim mi gelirdi…onu hatırlıyorum…Acaba Yengem neden sevmezdi o kediyi acaba….

Ne yapti isem, kiraz ağacı, vişne ağacı, kayisi (tutmadı ama olsun), dut, uzum asmaları vsvsvs ve bahce sahibi olma, kedi sahibi kopek sahibi olma, bir soba ve fireplace olmasi, evde Ates yakma….hepsinin bu cocukluk hatıralarına bir öykünmesi var….. Amcamin izbesi…..benim ardiyem…amcamdaki kiraz kayisi vişne uzum…..ayni sekilde….eksik olan sanirim bunlara heves yapan veya bunlari yasayan bir aile…..aile eksik anladigim….gonul ister ki olanla yetinip, açgözlü olmamak ve olanı büyütmek icin ömrümü vermek 🙂 kismet diyorum sevabı ve gunayi ile, bedelini oduyorum ve bedel bir noktada yeterli gelir de Tanrima, düzlüğe cikartir beni…..hatalarimdan dolayı üzgünüm, ve düzeltmek icin sabir ediyorum, calisiyorum, tevekkül ediyorum, günahlarım icin de tövbe ediyorum……

İyi bir baba olmak icin calisiyorum, bunun da bir çeşit kefaret olacagini umuyorum…..Amcamin elmaları vardi, armutu vardi, ayva cok olmazdı, trabzon hurması hic yoktu, nar da mevsiminden olmazdı sanirim, ama erik kiraz vardi…ceviz koyde degirmenonunde vardi, zeytin olmaz di, nektarinde. ::) Ama sogut vardi….:) Uzum vardi 🙂

Simdi günlerimi nasil yönetmeliyim konusu aklimi kurcalıyor….Sabah kalkip bir tenis oynamalıyım…..sporla baslamaliyim, uzerine kahvaltı, kitap okuma ve yazma ve ilgilendiğim konu neyse o, arkadaşlarımla buluşma-sohbet, aksam uzeri biraz tenis ve sakin bir aksam sohbeti……doldurabilir miyim? Evet yaparım sanki…..Ingilizcemi akici hale getirirm belki veya yeni bir lisan ogrenirim…..bakacagim….

Ev-SpotPoint (18 June, 12:36)

TransToros — > Kamp Malzemeleri Hazirlik

Elbette, işte kamp malzeme listenin sınıf sınıf toparlanmış hali:

1. Tuvalet ve Hijyen

  • Portatif tuvalet….Var
  • Doğada çözünebilen çöp torbası
  • Tuvalet çukuru kazmak için kürek ….Var
  • Islak mendil
  • Tuvalet kağıdı
  • El dezenfektanı / sanitizer
  • El sabunu
  • Kuru sabun
  • Kolonya
  • Basit şampuan

2. Temizlik ve Bulaşık

  • Bulaşık deterjanı
  • Bulaşık süngeri / Scotch-Brite
  • Temizleme teli
  • Kırmızı tava temizleme teli ….Var
  • Ekstra çöp torbası

3. Koruma ve Güvenlik

  • Böcek kovucu sprey / losyon
  • Balta ….Var
  • Belde taşınabilecek bıçak ….Var
  • Tüfek ve mühimmat için ruhsat / yasal uygunluk kontrolü ….Var
  • Kamp alanı güvenliği için düdük veya sinyal aracı ….Var
  • Radio Telsiz ….Var
  • Zippo benzin, zippo çakmak ve muhtar çakmağı ….Var

4. Ateş, Yakacak ve Izgara

  • Odun
  • Kömür
  • Tutuşturma malzemesi
  • Sac ayağı ….Var
  • Sac kavurma tavası / sac ….Var
  • Ateş üstü demir ızgara

5. Aydınlatma

  • Lüks lambası ….Var
  • Lüks için yeterli fitil / yedek parça ….Var
  • Aydınlatma lambaları ….Var
  • El feneri ….Var
  • Yeterli pil
  • Yedek pil

6. Sağlık

  • İlk yardım çantası ….Var
  • Yara bandı
  • Sargı bezi
  • Antiseptik
  • Ağrı kesici
  • Yanık kremi
  • Kişisel ilaçlar varsa onlar

7. Su ve Yıkanma

  • Portatif su bidonu ….Var
  • Yukarı asmalı güneş enerjili kamp duşu / su çeşmesi ….Var
  • İçme suyu
  • Yedek su kabı
  • Stanley Bardaklar-Sogutmaz ….Var
  • Stanley Termos ….Var

8. Çadır ve Uyku

  • Çadır ….Var
  • Çadır altı örtüleri ….Var
  • Mat ….Var
  • Uyku tulumu ….Var
  • Soğukluğa göre-Coleman ısıtıcı ….Var
  • Çadır kazıkları
  • Plastik çekiç ….Var
  • Tarp ….Var

9. Enerji ve Şarj

  • Powerbank
  • Şarj kabloları
  • Telefon şarj adaptörü
  • Araç şarj adaptörü
  • Yedek batarya
  • Gerekirse uzatma kablosu ….Var

10. Ocak ve Pişirme Ekipmanları

  • Benzinli pişirme ocağı ….Var
  • Tüplü ocak
  • Tüplü ocak adaptörü ….Var
  • Portatif kamp tencere seti ….Var
  • Tabak
  • Tava
  • Tencere
  • Ateş üstüne konulabilecek çaydanlık ….Var
  • Normal çaydanlık ….Var
  • Çakmak
  • Kibrit

11. Mutfak Yardımcıları

  • Tuz
  • Baharat
  • Karabiber / pul biber
  • Kahve
  • Çay
  • Şarap açacağı
  • Bıçak
  • Kesme tahtası
  • Kaşık / çatal / bıçak takımı
  • Bardak
  • Shot bardakları
  • Peçete / kağıt havlu

12. Soğutma

  • Buzluk / soğuk tutucu çanta ….Var
  • Plastik buz aküleri
  • Buz

13. İçecekler

  • Viski konteyneri / içki matarası
  • Viski
  • Konyak
  • Diğer içecekler
  • Su
  • Soda / meşrubat

14. Yiyecek Alışverişi

Kahvaltı

  • Yumurta
  • Tereyağı
  • Zeytinyağı
  • Sucuk
  • Ekmek
  • Peynir
  • Zeytin

Öğlen / Akşam

  • Et
  • Kuşbaşı et
  • Pirzola
  • Bulgur
  • Patates
  • Kuru soğan
  • Taze soğan
  • Domates
  • Biber
  • Patlıcan
  • Limon

15. Ekstra Hatırlatmalar

  • Çöpü doğada bırakmamak için ekstra torba
  • Hava durumuna göre yağmurluk ….Var
  • Yedek kıyafet
  • Kalın çorap
  • Havlu
  • Güneş kremi
  • Güneş gözlüğü
  • Kamp sandalyesi ….Var
  • Hamak ….Var
  • Masa ….Var
  • İp / bağlama lastiği
  • Çok amaçlı bant
  • Küçük tamir seti

Bu haliyle listeyi telefona not 

Journey with Idil

ladies,

we all are spent/invest 8 years from

our lives and we have this one with recently start lying/blaming to people who they did not do.

I am kindly asking you to read those and behave in accordingly. My findings,

1st thing is her Spoilish Behavior at some how we should stop giving whatever she want nor she ask for,most especially when it comes to toys etc…Besides what I am seeing/feeling/hearing (from

her) is, Elif, you are really worried to hurt Idil’s feeling and that’s why you are trying to give/provide everything whatever she ask for you. Thats why Idil is feeling more safe, comfortable and motivated and happy in Akasya (she must feel happy but not because of this reason). As we have experienced today Idil knows what Mother promised, that she gonna get too many/big presents,thats why she has eager to go Akasya. I understand that you are her mother and I can only imagine the feeling being mother but if we will continue to tolerate like this behavior we will never fix Idil.

And we must/should educate her the same way in all places with three of us. Tuzla has certain rules and discipline, Cheryl, you know it and experience it,  I am trying my best to discipline her, but the thing is everytime I am observing , Cheryl is trying to tell her something Isil is directly running to me asking for my help(pamper)her and i am constantly refusing her and asking her to fix it with Cheryl. If you have same in Akasya, change it and do not let the case closed. This will make person the worst one. This is not ok to be the worse neither me or cheryl or elif.

With this situation we will never fix her behavior. And the worst thing is she start lying/blaming someone on the thing they never did. Lying is not acceptable!!!!!!!! Requires serious penalty!!!

Every time i am observing/facing this situation almost everyday. Nanny do this,Nany do that,Nanny hurt me:(I dont really know why everytime when she get hurt or get Upset she’s all throwing Nanny, the blame and pointing fingers to Nanny. It is a big challenge how Cheryl, you have great patience, did manage this if it is happening everyday. 

The behavior of her when we are there, must be far more better than when we are having right now. She needs to be in more disciplined environment, and in Tuzla, there is no tolerance  for such spoiled approach. 

Now, lying is not acceptable and no-one in here can tolerate this behavior of Idil. Spoiled behavior can silenced parents’ inner voice which is raising because of short time that we are spending with Idil. But we are working for her, her today and her future. And Nanny is with her and I am hiving my complete power to you Nanny and Elif, you must confirm your side as well. We must be proper and just for our sins, we must not continue buying presents, making favors, closing eyes to her mistakes, letting her crossing the lines: lying!

I am ready to take the responsibility to lead this change effectively-immediately tonight.

Asking your alignment with me and between both of you, must have a clear alignment which i am not seeing fully. we need it. Now on, she must attend her classes, she must read, she must play with proper toys, she stopped using ipad, it must be wiped out from

games. No youtube from ipad.  If she want to play, nintendo exist just for this reason. She must play with puzzle, drum, paint with water color, draw picture, toys, swim. No new age toys, no stupid things will make Idil stupid and imbecile. I want her to experience nature, play in playgrounds, learn how to cycle, how to play with ball, tennis etc. I am asking to take her with you  whenever you go out, even for shopping. Give her a tasks while you are preparing food, she must brush her teeth without reminding it, make her bed after she wake up etc. 

We must make her behave “very normal” till the end of this summer. We owe her this last help! She owe us as well. 

Now, effectively immediately!

On The Way to Houston’26, BadEye!

On The Way to Houston’26, BadEye!

ne diycem… iki film seyrettim…. sabahtan beri olanlari dusundum

 Ben not alıyorum okuma sen takılma

Ne dusundum

Elif

Saat

Rolex

gece tesisat tikandi… 1 saatten fazla ugrastik, sabah tamir olmustu… sorun yoktu…

Hm daha geriden

Aksam guzeldi overall

sabah kahve yaptim, hava cok guzeldi, ilhami geldi kahveye eslik etti… havalimanina geldim

eczane ilaci verdi…

pasaporttan gectim… o buyuk hall de konusurken saati icine sakladigim montblanc kumas kilifindan cikartirken dusurdum… ilk defa oldu bu arada

mermer zemine tok diye dustu… cam kristal safir pof diye patladi… tuz buz oldu

gozume inanamadim, gercekten olmasi aklima bile gelmeyen sey olunca sok oldum inanamadim

ne yapacagimi sasirdim

resmini ceksem… sanki birine aciklama yapacakmis veya kaza raporu tutacakmis gibi

neyse

camlarin bir kismini topladim

kumasa koydum saat elimde seni kapattim

luxury saatci yazan birine girdim

aklim yerine gelmisti yani dusunebiliyordum

salak oglana dedim

eliyle degmeye calisti

bana pecete ve plastik torba getirdi

ben dedim tamam

dnr a girdim yuvarlak kutu buldum, kulaklik sungeri kutusu…Dyson kulaklık

kiza dedimki busunu aliyorum

muduru kutu satmiyoruz

dedim ki satinaliyorum zaten

orda actim, iki soft kulaklik muff i arasina dik yerlestirdim… sonra cantama koydum

ardindan lounge a geldim

iki tost aldim

arada seni aradim

sonra tostlari yerlen cay ictim sanirim

idil i aradim

iyiydi keyfi konusurken haftasonu ege nin dogumgunu konusu oldu, dora geliyor dedi… oysa ki konusmustum

dedim ki

ok

sirayla gorusulebilir ama idil i hastane hastane gezdirmeyeceksin sanirim, cheryl alir goturur ege ye basak dogukan amcasina

once anlamadim maraz arandigini

sonra oyle salakca dedi ki, beni de cagirmalari gerekir yada dogukan beni arayip davet etmeli di mi dedi

ben dedim ki pardon ben konustum cocukla, soyledim

amerikadayim diye o da idil var ama di mi dedi

o kadar

Üf cok sıkıcı

o da bira adab i muaseret varsa benle idil sen yoksun bana sormali…. (buradan anlamaliydim, bunun derdi kiskaclik, ve islerin kontrolumden ciktigi bizim

belki bir direction da ciddi gittigimiz konusjnda panik oldu belki de… neden bilmiom)

dedim

ki, bak bu lafinla terbiyesizlik ve haddini asiyorsun… kustahlik bana ve aileme bunu demesen iyi olur… uzatma idil i ver konusayim …. o dedi ki vermeyecegim… ben de dedim ki tekrar et ki emin olayim duydugumdan… geri vites yapti… sonra sehnaz i acti ve benim kontagim vsvsvsvs o an anladim derdi kiskanclik…. dedim ki benim hayatim ve benim evim ve benim kararim… sonra sacmalamaya devam etti… sonra kesti sesini uzun bir uyari ve konusmadan sonra… ama tedavi degil sadece ruh hastasi ve histeri krizi…. insan neye kizdigini bilmeli yada ne istedigini bilmeli…. bunda bile fikri olmaz mi insanin….

idil le kinustim, it is all good ve saati tamirini kontrol ettim…  richemont aliyor servis veriyor gerekirse de isvicrede tamir ettiriyor

all ok… falan filan

dusundum… ne kadar dert ne kadar ugrasi

sonra senle konustum… dogru kelimeyi buldum harassment

umrumda degil… dert de degil ama insanlarin asagi cekmesine neden maruz kaliyor insan bilmiyorum

cok mide bulandirici kararlar veriyor insan gecmisinde

ve dedigin bir laf…. bunlar olmasa bunlarla basedecek gucu olmaz mis insanin

iyi ki varsin canim

buydu

bir film seyrettim BadLand—- Predetor

iyiydi bece

seni seviyorum

Keske daha az düşünmeni sağlayabilsem elifi 

Cunku yapabilirsin

Sosyal dunyan izin verir

ikinci filmis seyrettim:

caught stealing

iyi degildi

raket almak istiyordum

ayakkabi almak istiyordum bize aksesuar alacaktim pijama vsvsvsv

elif i dusunmuyorum… sadece maruz kaliyorum

bu boylee olmaz ya

ucaga bindim… kazasiz belasiz gideyim geceyim sen gel donelim… diye…. dua ettim vsvsvvs

bunlari yazdim post edecegim 🙂

sayfama

🙂

: Evet dilerim

Su sayfayı bi ara patlatsam 😈

İçinden gecmek isterdim öyle

Kapalı dunyanın ici… 

Bi dışın var

Bi gorebildigim ve varsayabildiklerim

Bi de içi var

Karmaşık..