
Şöyle başlayayım, sevgili arkadaşım Sonja ile:
https://www.thankbox.com/app/thankbox/UnUIzsc5
Today my calendar reminded me of you again.

Ten months have passed, and life has continued with all its challenges, changes, and endless distractions. Yet I still remember you.
I’ve always believed that as long as someone is remembered, a part of them continues to exist. That’s why I never want to stop remembering you, Sonja.
When I think of you, I remember your calmness, your gentleness, and the quiet peace you carried with you. You had a way of making those around you feel at ease, simply by being yourself. Your presence never demanded attention, yet it left a lasting impression. There was a quiet strength and kindness in you that I will always admire.
You brought so much value into my life. Your friendship was precious, and I miss you more than words can express. Even with everything happening in my own life and in the world, you still cross my mind, and I’m grateful for that.
Wherever you are, I hope you are surrounded by light and peace. If there is a place from where you can look upon those whose lives you touched, I hope you can see how warmly you are remembered and how deeply you are missed.
I hope I’ll continue to remember you for many years to come. Keeping your memory alive is my way of honoring the beautiful person you were and the peace you brought into this world.
You are deeply missed, but never forgotten. Thank you for being part of my life.
Alper
Ara ara cenazelerde sadece düşünüyorum…büyümek demek sanırım, arada da sözler önüme düşüyor….baba çoçuğunu defalarca omuzunda taşır, çocuk ise bir defa…..bir tanesi de söyle bir bilgi veriyor ki çok etkileyici: doğunca kulağına ezanın okunur ve namazın kılınmaz….hayat kapısı açılmıştır ve ölünce ezanın okunmaz ama cenaze namazın. kılınır ve defterin kapanmıştır. Hayat dediğin ezan ila vakit namazı arası kadar kısadır, hazırlıklı ol ve farkında ol 🙂 Etkileyic,i bir açılış ve kapanış….
İlk kaybım Babanneminki idi, 1980li yıllarda olmuştu ve ben sadece okula gitmemek olmasına şaşırmıştım ve onunla çok çok vakit geçirmeme rağmen, etkisi olmamıştş, teorik olarak bugün İdil’in etkilenmesi kadar etkilenmiştim. Dolayısı ile 9 yaşında çocuk iç,in anormal olan birşey yok sanırım. Babam ise çok çok etkilenmişti.Kaç yaşındaydı? 1982 veya 84 – 1941. 41 yada 43 yaşında. Babasını daha erken kaybetmişti. Onun için erken olmuş hakkaten, çok üzücü. Ben 49-50 idim. Ama sanıyorum babam da yalnız kalmış hissetmiştir sanırım. Ben burada daha yalnız kalmış hissediyorum, hayatımız ve tercihlerimiz farklı, bedelleri ve yarattığımız ortamlarda öyle. Sonra zaman içinde kayıplarım oldu, Hayramcam, AtillaAgabeyim, Babam, Anam, Dayım, Anneannem, yakınlarımızdan Yıldız Ablamın eşi, Bora ve Yılmaz’In babalari Mehmet Agabeyim, tabi ki Yenyeyengemi Uçaklı Dede ve sonrası olanlar….
Bunlar insana normal gelebiliyor, çünkü yaşları itibari ile zaten hak edilmiş bir “senden” erken ölme sorumlulukları var gibi, ama meteror yanıbaşına düşünce, seni düşündürüyor….devir teslim sana mi geldi diye… Önceleri İzet’i kaybettiğimi duydum, ama dedim ki sıradışı bir vefat, sonra Ziyayı kaybettik, belki ziya önce öldü İzet’ten. Ama onda da hikayesi vardı, sığ su bayılması ile skindiving yapıp balık avlayacakken kaybedildi. Evleri Beşiktaş’ta Yıldız çıkışındaki ilk manevradan düz gidince idi. Yıllarca itişip kakıştığımız, zaman zaman ukalalıkları ile zaman zaman kaba gücü ile var olan bir adam, endutriyel dalgıç arkaşımızı poyrazkoy’un tam karşılarında Rumeli Fenerinde bir mezarlığa kuyulamıştık ki ne garip bende konuya bir sahiplik vardı. Ziyayı Eyüpten, Eyüp’ü de master hazırlıktan tanırım.

Arnavutköy maceralarımız. Sonra Turkcell de tanıştığım ama çok ta sohbetim olmayan bir arkadaşı kaybettik ama Guzelyalı veya Maltepe sırtlarında bir Alevi cem evinde namazı kılındı?…Geçenlerde babamin bana hediye ettiği, Hac’tan getirdiği Kuran’i Kerim in icinde yaka resmini buldum. İbrahim Partmaksız.

Aynı yerde Mehmet Ongun-dayımında ve Erol Agabey (Yurdanur Teyzemin kardeşi) resimleri var.


Sonra okuldan mezun, sınıf arkadaşım (İsmini hatırlayamayacağım) bir kız, Philips de ürün müdürü idi, lenf kanserine yenik düşmüş….Arada Tilki düştü balkondan kaybettim, çok konu değiştirdi hayatımda, sonra ufak kediyi kurtaramadım öldü ve Manolyanın altında, derken Şefo; sedir’in altında…..

Bülent’in arkadaşı Baybars, trafik kazası….Hayatı devam ederken birden sen yok oluyorsun ve bir sürü yerine yeniden oturtulması gerelen süreçte kesintiye uğramış akış kalıyor….öğrendim Nuh, aynı Sonja’nin akibeti….hatırlayan var mıdır? Koray Kulaçoğlu diye bir arkadaşım vardı, okulda bir sürü badireler atlatmıştı, kanser mücadelesi vsvs Adnan dan dolayı iyi tanışmıştım sonra bana Turkcell de çok desteği olmuştu ve hatta Özgür Savur ile tanışmama yardımı olmustu, kanadaya ailesini götürdü ama orda tekrar bu illetle mücadelete girdi ama bu defa kaybetti.

BU bu yazının sonu olmaz sanırım, çünkü ölünüyor ve yazı ya benim tarafımdan veya farkında olan biri tarafından yazılmasada hikayelendirilmeye devam ediyor…
Şu an içi, Tuzla, Erik ve Kiraz’ın altı, Teras…
Alper – 21 Temmuz 2026