Sevgili Bene, bu sensiz geçen ilk gecemiz, sen hemen, o kış bahçesinin karşısında, çardağın yanında yatarken, aklıma-gözlerimin önüne topraga koyduğumuz son halin geliyor. Sanki uyumak için yattığın halin ve tatlı bir gülümseme var. Hep olan yüzünü ve burnunu çamurdan arındırma çabası yerine, bu defa yüzünü açık kahverengi toprakla örtmek için bir çabamız var Eda ile. Arkadan İlhami agabey sesleniyor, “tamam Alper bey, gerisini ben hallederim diyor” ama belli belirsiz, bunu halletmem gerek diyorum sanırım. Ara boşluklara dolduruyorum toprağı ki, bir an evvel tekrar yeni yaşamına kavuşacağı o büyük döngüye dahil olsun. Aklımdan gecen, ama sonra Eda’nin dile getirdiği sebepte oydu. Çok kere yapmak durumunda kaldım, ilkinde sanıyorum Hüseyinin köpeği She-Ra’yı topraga verdiğimizde veteriner demişti, delikler acın bezin üzerinde diye. Sonradan Tilki de hiç bez yoktu, öğrenmiştim ama o defa da toprağımız yoktu, kazma yoktu, kürek yoktu. Öğrendim ve hayatımda bunun etkisi de var değişiklik yaptım. Şimdi toprak ve kazacak var ama üzüntü de öyle. Bunları yaşamak, yürek darlanması da öylesine tecrübe.

Dün Eda Şileye dönmek durumunda, beni de yalnız kalmayayım diye İdil’i almaya zorladı. İyi de yaptı, İdil i aldım yolda konuştuk. One anlattım, annesi de anlatmış. Bana, moralim bozuldu diyerek başladı, arada neden tedavi edemedik dedi ve keşke bir zaman makinası olsaydı, Beneye dönerdik diye ekledi. Basit üç ifade, zamanla gelişecek. Bu sabahta geldi yanıma, İstanbul da fırtına alarmı var, yağmur gece başlamıştı, bana ne yaptığımı sordu? Ben de ona yazı yazdığımı söyledım ve bir iki satır okudum, o da Leke, Popkek, Ufaklık buradalar dedi.

Tekrar Bene diye devam edeceğim. O zaman evliydim ve Elif Amerika’da annual etkinliğe gitmişti. Yazın başında gördüğüm bir siyah bir beyaz av köpeğinden tekini B kapıya gelirken ki gidiş geliş yolda gördüm, köpek almak zor sorumluluk ama durdum yolda aldım. Elif ne der diye düşünerekten. Sonra aldım ve arkadaki köpek kulübesine koydum, Leke de aytı tutmak için. Sonra kaldı ama nasıl kaldı. Bir defa başımıza dert açtı, Eda ben ve iş yerinden başka arkadaşların da olduğu bir yemekte (Bodrum) bir çocuğu ısırarak. Haklılığımız var ama sanırım tek ve son ciddi vakası oldu. Bize tecrübe ve kalbimize de bir korku ve soru işareti hep bir yara izi olarak kaldı.


Sonra bir çok yıl yaşadım Bene ile, arada kanepeye işediğinde çok kızdığımı biliyorum ama şu an çok derinden pişmanım. O anın ve hayatın getirdiği şeylerle bunalıp ta Bene’ye çıkışıyor muydum? Bu ise, bunun adı zulüm ve bize emanet edilmiş bu dilsiz dostları, zulmüme maruz bıraktım. Allah günahlarımı affetsin gerçekten. Ama hesabını veremem de bedelini öderim, neyse karşılığı öteki dünyada hiç sesimi çıkartmadan razıyım. Onun ötesinde, BüyükÇatı’da KüçükÇatıya yürüyüşlerimizde, sağa dalığ soldan çıkmaları, bitmez enerjisi şaşkınlık verirdi. EğriGöle gittiğimizde direk göle ve bataklığına girmesi, her köpekle uzlaşması ve çok rahatsız edildiğinde o uyumlu tutumundan direk had bildiren modele dönmesi, benim gölgem olması, koynuma çektiğimde koynumda yatması, koynuma çekmez isem ya temas sağlaması veya koynuma girmesi, nefesini uyurken duymam, Konya da kaldığımızda yatağımızda yatması. Benle ilgilenmeyip te civarda misafirler var ise, hepsinin şaşırıp kalması ve hepsini kendine özel hissedirecek kadar üçkağıtçı bir ilgiyi teker teker göstermesi, onun etrafında onu sevenler çemberi oluşturdu. Bugün de, ölümünü anons ettiğimde her biri ile özel bir ilişki kurduğunu düşünenler teker teker mesaj atmaya başladılar. Her biri aralarında kurulan o dostluğun tadını, hiç tatmadıkları o 1-2 dakika veya 1-2 saatlik zaman dilimini hayatlarının bir özel rafına koymuşlar ki, hatırlıyor ve hoşnutluklarının sonucu son bir kez dokunmak istiyorlar. Tıpkı Hayraamcam gibi. Şimdi aklıma geldi, acaba Bene, Hayramcamın hayata dönüşü müydü? Hayramcam gibi, içten, dost canlısı, eğlenen, kaygıyı az tutan, sevgi veren ve sevgiyi çoğaltan, sevenin çok olduğu, herkesi özel hissettiren biri ile benim canım köpeğim Bene. Yoksa Benek mi? Bu da ikinci sırrım olsun. Bene ismi aslında Benek ile italyanca Bene arasında doğdu. Geç geldi, bir eziyet gördü mü? evvelinde bilmiyorum, ama burada bana evinde olmadığını hiç hissettirmedi. Hep evimizdeydi. Bazen yoruldum, evi, tüyleri, temizliği ve temizlikçisi…ama sanıyorum bu yarışı sonunda tamamladım. Tamamlaya tamamlaya ilerlemek insandan da parçalar götürüyor, nafile.


Şimdi, ıslak mi? değil mi? diye burnunu kontrol edeceğim kronik hastalanmaya ve dert açmaya meyilli Bene yok. Şimdi Leke kızım kaldı. Dünden beridir, sokuluyor ve sessiz ve sanırım biraz da şaşkın. Yada biz öyle yorumluyoruz. Ama, öyle sokulgan daha doğrusu sokulduğunda kalan bir kişiliği yok. O sebeple, haklılık payımız var Eda ile.
Şimdi, canım sıkılıp ta evde yalnızlığımı yaşadığımda sokulacak bşr Bene yok, yada oturduğum yerden veya gideceğim yataktan evvel kapının önüne biten ve bizi aşağıdaki roundabout’a götür diye baskılayacak, sadece Leke var. Bunu yazmadan gecemem. Böyle bir rutin mi? olur. Kapının önünde bekleyip, insan baskılanır mı? Kapıya doğru bir adım atsam hemen oraya gelinip, “ee iyi bari, hadi çıkalım dışarı” denir mi? Veya bahçenin kayan kapısının önünde, her ikisinin de heyecanla bir sağa bir sola sallanan popolari ve Bene’nin garip garip inleme ve heyacan ve mutluluk karışık sesleri ile baskıyı azaltması, ve kayan kapının o metalik gürültüsü ile salıverilen kalabalık bir barajın kapaklarını açması gibi dolan su savakları :)…Yüzlerce kez yaşadım bu anı ve ne eksik ne fazla…hiç rutini bozmadan…. pıtır pıtır aşağı inişler ( ki burada bir Leke!! diye bağırılırsa şiddetli bu akış interrupt’a uğrar, oda yanlışlıkla devreye alındı ise bu rutin program, yoksa devam)hemen Ender’in köşeyi koklama ve Lekenin yol boyunda Ömerlerin tarafı koklayarak seri olarak yürümesi, Bene’nin ise beni bekler şekilde otopark çıkışında bir daire çizmesi ve gelip gelmediğimden emin olduktan sonra Leke’ye yetişmeye çalışması ile devam ediyor rutin. Hemen duyulan, Özgür’lerin War-man ve avanesinin havlamaları, ama ne Leke ne de Bene bakıp ta cevap veriyorlar. Sonra benim, “ahh!! köpekler kaçtı” yakınmasına hazırlıklı elimde yalandan bir leash alıp aşağıya doğru, sanki kaçan köpekleri yakalamaya gidişi sembolize eden bir seğirtme. Yelken sokak köşesinde koklama ve ilk işeme sonra roundabout a doğru koşmalar. Genellikle ikisi de aynı anda orda olurlar ama biri sağa diğeri sola yayılır. Kokla kokla, işe işe…Bene’nin en karakteristik bir durumu da burada, koca poposunu yere doğru yayıp, geniş arka patilerini sağlı sollu açıp, hem işeyerek hem de yürüyerek 1 litreye yakın işemesi. Geçtiği yerde nokta nokta çiş değil ama koca bir göl bırakırdı benim kızım. Bir diğeri de keyifli koşturmalarda, arkadan baktığımızda sağlı sollu yaya baklarını ve kıçını koşardı kızım. Çap çap çap çap….arka bacaklar gozdeden geniş ve sağ ileriye ve sol ileriye basardı. Hatırlıyor ve gözümün önüne geliyorda tarif etmesi zormuş. Neyse roundabouttan tatmin olma, sanki saatlerce ormanda yürümüş ve özgürce koşturmuşuz gibi, bir köpeğin tatmin olup rahatlaması ( bu arada gercekten hem Bene hem de Leke’nin ev ve bahçesi sürekli açık olmasına rağmen, depresyon yaptıkları ve mutsuz oldukları görürdüm ve kapıya yanaşıp, rutini execute etmeye başlayınca, ruh hallerine reset atılırdı. Yani çare, mekan değişikliği. Roundabout sürecinde Bene, çağrılara uyar (kısmen ve daha kolay) hemen yanımda biterdi veya kendiliğinden de gelirdi, ama Leke için mutlaka üç beş çağırmak ve hatta yanına gidip, elimi ev yönüne savurup “Eve, hadi!” demem gerekirdi ama bir defa yöne sokarsam, artık ötesi benim eve koşarak mı yoksa yürüyerek mi? gitmeme bakardı. Pıtır pıtır veya pata pata koşarak çıkardık hafif yokuşu, ki, genelde onlar benden evvel merdivenin başına varmış olurlardı ve eğer ben vardı isem, otopark girişinde “doğru eve!” derdim. Ben merdivene geldiğimde onlar kapıya çıkmış ve içeri girmek için itişmelere başlamış olurlardı. Şayet vücut tasmaları varsa orda çıkartır ve içeri alırdım, sonra rüzgarlık sonrada ev ana kapısı….sonra duyduğum şey, “şapır şupur, şlop şlop şuroop şapır şupur”…Bene’nin hararetle, heryeri ıslatarak çamaşır makinasında çıkma cam kapaktan su kabına dönmüş (hikayesi bende saklı olsun) suyu içmesi olurdu…devamında da suyun tazelenmesi gerekir ki, Leke’nin zıpsızslıpzıpsıpslıp gibi kibar ve temkinli dil vuruşları ile su içmesi gelirdi….
Şimdi Leke oraları kokluyor, bakıyor. 7 yıldır koşturduğunuz çimenlerde tekrar tek kaldık kızım. Sana da huzur ve ışıklar içinde uyumanı diliyorum Hayramcacığım, tekrar bakalım kim ile ve üzerinden dokunacaksın hangimize.
25 Temmuz 2026 – Tuzla
Alper-İdil-Leke-Ufaklık-Topkek